T.C. YARGITAY 12.Ceza Dairesi Esas: 2017/4149 Karar: 2018/436 Karar Tarihi: 16.01.2018 TRAFİK GÜVENLİĞİNİ TEHLİKEYE SOKMA SUÇU - BOZMAYA KONU İLK HÜKMÜN YALNIZCA SANIK LEHİNE TEMYİZ EDİLMESİ - ALEYHE TEMYİZ OLMAMASI - SANIK LEHİNE KAZANILMIŞ HAK OLUŞTUĞU - HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASI GEREĞİ

ÖZET: Bozmaya konu ilk hükmün yalnızca sanık lehine temyiz edilmesi ve aleyhe temyiz olmaması nedeniyle sanık lehine kazanılmış hak oluştuğu gözetilmeden sanık hakkında daha ağır cezaya hükmedilmesi kanuna aykırı olup bu husus bozmayı gerektirse de söz konusu yasaya aykırılığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmemesi nedeniyle hükmün düzeltilerek onanması gerekir.

TAZMİNAT DAVASI - ARAÇ ŞOFÖRÜNÜN DİREKSİYON HAKİMİYETİNİ KAYBETMESİ SONUCU TEK TARAFLI YARALAMALI VE ÖLÜMLÜ TRAFİK KAZASI MEYDANA GELDİĞİ -

ÖZET: Davacı vekili, davacının askerde muhasebeci olarak görev yapmakta iken görevi icabı …tarihinde muhasebe işlemlerini yapmak için kendisinin de içinde bulunduğu askeri araç ile …. kişi yola çıktıklarını, araç şoförünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu tek taraflı yaralamalı ve ölümlü trafik kazası meydana geldiğini, kaza sonucu davacının ağır yaralandığını ve iş gücü kaybı oluştuğunu belirterek …TL manevi tazminat ile fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydı ile …TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, öncelikle zamanaşımı nedeniyle usulden, aksi takdirde davanın esastan reddini talep etmiştir. Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün onanmasına karar verilmiştir.

T.C. YARGITAY 16.Ceza Dairesi Esas: 2018/1603 Karar: 2018/4170 Karar Tarihi: 13.11.2018

SİLAHLI TERÖR ÖRGÜTÜNE ÜYE OLMA SUÇU - SANIĞIN BANK ASYA HESAP HAREKETLERİNE İLİŞKİN DÖKÜMÜN 01.01.2014 TARİHİNDEN ÖNCEKİ HAREKETLERİ İÇERMEMESİ - RUTİN DIŞINA ÇIKAN HESAP HAREKETİ BULUNUP BULUNMADIĞI - EKSİK ARAŞTIRMA - HÜKMÜN BOZULDUĞU ÖZET: Faaliyet izni kaldırılıncaya kadar yasal bankacılık faaliyetlerine devam eden, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı Asya Katılım Bankası AŞ’de gerçekleştirilen rutin hesap hareketlerinin örgütsel faaliyet ya da örgüte yardım etmek kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilerek, örgüt liderinin talimatı üzerine örgütün amacına hizmet eden ve bankanın yararına yapılan ödeme ve sair işlemlerin, örgüte üye olmak suçu bakımından örgütsel faaliyet, tek başına ise örgüte vardım etmek olarak kabul edilebileceği nazara alındığında, sanığın Bank Asya hesap hareketlerine ilişkin dökümün 01.01.2014 tarihinden önceki hareketleri içermemesi dikkate alındığında, sanığın bu tarihten önceki Bank Asya hesap hareketleri dökümünün de dosyaya getirtilip örgüt liderinin talimatı üzerine katılım hesabı açma ve mevduat artışı gibi rutin dışına çıkan hesap hareketi bulunup bulunmadığı belirlenmeden eksik araştırma ile hüküm kurulması isabetsizdir. (5237 S. K. m. 314) (3713 S. K. m. 5) (5271 S. K. m. 217, 302) (5411 S. K. m. 107) (16. CD. 24.04.2017 T. 2015/3 E. 2017/3 K.) 

T.C. YARGITAY 2.Hukuk Dairesi Esas: 2017/4916 Karar: 2018/11987 Karar Tarihi: 25.10.2018

BOŞANMA DAVASI - HÜKMÜ TEMYİZ EDEN DAVACI TARAFA MİKTAR DA BELİRTMEK SURETİYLE TEMYİZ GİDERLERİNİ YATIRMASI - DOSYANIN YARGITAYA GÖNDERİLMEK ÜZERE MAHALLİ MAHKEMESİNE İADESİ ÖZET: Mahkemece hükmü temyiz eden davacı tarafa miktar da belirtmek suretiyle temyiz giderlerini yatırması, aksi halde temyizden vazgeçmiş sayılacağına ilişkin, yukarıda belirtilen usul çerçevesinde muhtıra gönderilmesi, verilen süre içinde gerekli temyiz masraflarının tamamlanması halinde doğrudan, tamamlanmaması halinde, davalının temyiz talebi ile ilgili olarak yerel mahkemece Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun maddesi uyarınca bir karar verilip, bu kararın temyizinin ardından, temyiz edilmemesi halinde ise, davalının temyiz itirazlarını incelemek üzere dosyanın Yargıtay'a gönderilmek üzere mahalli mahkemesine iadesine karar verilmiştir.

T.C. YARGITAY 9.Hukuk Dairesi Esas: 2018/8971 Karar: 2018/19462 Karar Tarihi: 25.10.2018

İŞÇİ ALACAKLARI DAVASI - YERLEŞİK YARGITAY KARARLARINA GÖRE BOZMADAN SONRA TARAFLARIN ISLAH İSTEMİNDE BULUNMALARINA İMKAN OLMADIĞI - DAVACININ ISLAHTAN ÖNCEKİ TALEPLERİ DİKKATE ALINARAK HASIL OLACAK SONUCA GÖRE BİR KARAR VERİLMESİ GEREĞİ ÖZET: Bir davanın yargılaması sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca bozulmasından sonra tarafların ıslah isteminde bulunmalarına imkan olmadığı yerleşik Yargıtay kararları ile kabul edilmiştir. Bu nedenle, mahkemece; davacının ıslahtan önceki talepleri dikkate alınarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, ıslah talebi dikkate alınarak yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.

T.C. YARGITAY 5.Hukuk Dairesi Esas: 2017/8112 Karar: 2018/18934 Karar Tarihi: 25.10.2018

KAMULAŞTIRMA BEDELİNİN TESPİTİ DAVASI - TAŞINMAZIN SİT ALANINA ALINMASI VE ÇIKARILMASININ İDARENİN TASARRUFUNA BAĞLI OLDUĞU - ARSA OLARAK TESPİT EDİLEN DEĞERDE İNDİRİM YAPILMAYARAK BULUNAN KARŞILIĞA HÜKMEDİLMESİ GEREKTİĞİ - HÜKMÜN BOZULDUĞU ÖZET: Dava, kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak tapudan terkini istemine ilişkindir. Taşınmazın sit alanına alınması ve çıkarılmasının idarenin tasarrufuna bağlı olduğu gözetildiğinde arsa olarak tespit edilen değerinde indirim yapılmayarak bulunan karşılığına hükmedilmesi gerekirken bu bedelden taşınmaz SİT alanında kaldığı gerekçesiyle indirim yapılarak değer biçen bilirkişi kurulu raporu hükme esas alınmak suretiyle aza hükmedilmesi doğru değildir. (2942 S. K. m. 10, 11)

KENTSEL SİT ALANI NAZIM İMAR PLANININ İPTALİ,

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2015/3985 Karar No : 2018/116 KENTSEL SİT ALANI NAZIM İMAR PLANININ İPTALİ İLE YEŞİL ALAN OLARAK PLANLANLANMASI KONUSUNDA BELEDİYE MECLİSİ KARARININ İPTALİ TALEBİ HK. İstemin Özeti : İstanbul 5. İdare Mahkemesi'nin 26/05/2015 günlü, E:2015/1003, K:2015/1230 sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması, davalı idareler tarafından istenilmektedir. Savunmanın Özeti : İdare Mahkemesince verilen ısrar kararının usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddedilmesi gerektiği savunulmaktadır. Danıştay Tetkik Hakimi Düşüncesi : Temyiz isteminin kabulü ile ısrar kararının Danıştay Daire kararı doğrultusunda bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca dosya incelendi, gereği görüşüldü: Dava, İstanbul İli, Beyoğlu İlçesi, Bülbül Mahallesi, 570 ada, 27 parsel sayılı taşınmazı da kapsayan 1/5000 ölçekli Beyoğlu Kentsel Sit Alanı Nazım İmar Planı ve 1/1000 ölçekli Beyoğlu Kentsel Sit Alanı Uygulama İmar Planı'nın söz konusu parsel yönünden iptali ile 1/1000 ölçekli plana taşınmaz yönünden yapılan itirazın reddine ilişkin Beyoğlu Belediye Meclisi'nin 11/03/2011 günlü, 31 sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır. İstanbul 5. İdare Mahkemesi'nin 19/12/2012 günlü, E:2013/767, K:2014/3705 sayılı kararıyla; Mahkemelerince yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen rapor ile dosyada bulunan bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden; söz konusu park alanının bir ada içi park alanı olarak tasarlanması ve bu alana giriş-çıkışların tek ve çok dar bir yaya yolundan (yaklaşık 3mt) öngörülmesinin, söz konusu park alanının tüm altbölgeye hizmet etmesini zorlaştıracağı, diğer bir ifade ile, her ne kadar bu bölgede park alanı ihtiyacı bulunsa da, söz konusu park alanının çok sınırlı bir kesimin kullanımına olanak veren bir anlayışla tasarlandığı, donatı alanlarının herkes tarafından erişilebilir olması ilkesinin yeterince göz önünde bulundurulmadığı, park alanının büyüklüğü itibariyle çok küçük bir alanı kapsadığı, bu büyüklükte bir parkın kullanıcı açısından çok işlevsel olamayacağı, diğer taraftan, bölgenin topografyasının işlevsel bir park alanı oluşturulmasını engelleyecek ölçüde eğimli bir arazi olduğu, söz konusu park alanının ada içinde çözülmesi ve hiçbir benzer donatı alanı ile ilişkisi kurulmadan öngörülmüş olmasının planlama ilkelerine uygun olmadığı, sonuç itibariyla dava konusu park alanının bölgede donatı alanları miktarını arttırıcı ve yapı ve nüfus yoğunluğunu azaltıcı bir nitelik taşımakla birlikte ada içi park alanı olarak tasarlandığı ve benzer donatı alanları ile ilişkileri kurulmadan öngörüldüğü anlaşıldığından dava konusu imar planlarında şehircilik ilkelerine planlama esaslarına ve kamu yararına uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir. Anılan karar, Danıştay Altıncı Dairesi'nin 13/05/2014 günlü, E:20174/9315, K:2015/1877 sayılı kararıyla; kentsel sit alanı olan bir bölgede koruma kurulu kararları uyarınca konut olarak planlanması olanaklı bulunmayan parsele, sosyal donatı alanların arttırılması amacına yönelik olarak park alanı kullanımı getirilmesine ilişkin dava konusu imar planlarında şehircilik ilkelerine planlama esasları ve kamu yararına aykırılık görülmediğinden iptali yolundaki idare mahkemesi kararında isabet bulunmadığı gerekçesiyle bozulmuş ise de; İdare Mahkemesi, bozma kararına uymayarak işlemlerin iptali yolundaki ilk kararında ısrar etmiştir. Davalı idareler, İstanbul 5. İdare Mahkemesi'nin 26/05/2015 günlü, E:2015/1003, K:2015/1230 sayılı ısrar kararını temyiz etmekte ve bozulmasını istemektedirler. Dosyanın incelenmesinden, davacıya ait 570 ada, 27 parsel sayılı taşınmazın 1/5000 ölçekli Beyoğlu Kentsel Sit Alanı Nazım İmar Planı ile 1/1000 ölçekli Beyoğlu Kentsel Sit Alanı Uygulama İmar Planında ada içi yeşil alan olarak planlandığı anlaşılmaktadır. Davacı tarafından; taşınmazları üzerinde konutlar olduğu ve parselin park alanına alınmasını gerektirecek somut bir hususun bulunmadığı, taşınmazlarına yakın mesafede park alanının mevcut olduğu ve bu park alanının bölgenin yeşil alan ihtiyacını karşıladığı, dava konusu imar planları hazırlanırken söz konusu parsele yönelik olarak kamu yararının gözetilmediği ileri sürülmektedir. Davalı idareler tarafından ise, 27 sayılı parselin Duvarcı Adnan Sokak'a cephe genişliğinin 2, 3 mt olması ve 19 sayılı parselde tescilli eski eser bulunması nedeniyle İstanbul İmar Yönetmeliği hükümlerine göre, bu alanda parsele konut kullanımı getirilemeyeceği, bölgede sosyal donatı alanı miktarının düşük olması sebebiyle dava konusu imar planları ile getirilen park kullanımında kamu yararı bulunduğu, ada içi park kullanımının sadece davacı parselinde değil, planlar içerisinde başka bölgelerde de öngörüldüğü savunulmaktadır. Uyuşmazlığın çözümü için yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen raporda, söz konusu taşınmazın içinde bulunduğu alanın park alanı olarak belirlenmesinin bölgede donatı alanları miktarını artırıcı, yapı ve nüfus yoğunluğunu azaltıcı bir etki yapacağı ancak dava konusu plan kararının, şehircilik ilkeleri ve planlama esasları bakımından incelendiğinde, söz konusu park alanının çeşitli açılardan irrasyonel bir karar olduğu, dolayısıyla taşınmazın bulunduğu alanda yeni kentsel sit alanı nazım planı ve kentsel sit alanı uygulama planı yapılmasını zorunlu kılan nedenlerin bulunmadığı kanaatinin doğduğu, söz konusu park alanının bir ada içi park alanı olarak tasarlanması ve bu alana giriş-çıkışların tek ve çok dar bir yaya yolundan (yaklaşık 3mt) öngörülmesinin, söz konusu park alanının tüm altbölgeye hizmet etmesini zorlaştıracağı, diğer bir ifade ile, her ne kadar bu bölgede park alanı ihtiyacı bulunsa da, söz konusu park alanı çok sınırlı bir kesimin kullanımına olanak veren bir anlayışla tasarlanarak, donatı alanlarının herkes tarafından erişilebilir olması ilkesinin yeterince göz önünde bulundurulmadığı, söz konusu park alanı büyüklüğü itibariyla çok küçük bir alanı kapsadığı (yaklaşık 500m²). bu büyüklükte bir park alanının kullanıcı açısından çok işlevsel olamayacağı, diğer taraftan, bölgenin topografyasının işlevsel bir park alanı oluşturulmasını engelleyecek ölçüde eğimli bir arazi olduğu, park ve yeşil alanların kentsel alt bölgeleri birbirinden ayıracak şekilde mümkün olduğunca başka yeşil alanlar ile veya diğer donatı alanları ile eklemlenecek (bütünleşecek) şekilde tasarlanmasını rasyonel bir şehircilik ve tasarım anlayışı olduğunun, söz konusu park alanının ada içinde çözülmesi ve hiçbir benzer donatı alanı ile ilişkisi kurulmadan öngörülmüş olmasının saptanan bir diğer irrasyonel özellik olduğu, bu yönüyle söz konusu plan kararının iptali durumunda, plan bütünlüğünün bozulmayacağı şeklinde görüş belirtilmiştir. Koruma Amaçlı İmar Planları ve Çevre Düzenleme Projelerinin Hazırlanması, Gösterimi, Uygulaması, Denetimi ve Müelliflerine ilişkin Usul ve Esalara Ait Yönetmeliğin ,"Sosyal Donatı ve Teknik Altyapı" başlıklı 7. maddesinde "......Ancak, yerleşik alanları kapsayan koruma amaçlı imar planlarında taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının fiziki ve mülkiyet dokusu özellikleri, planlanan alanın şartları ile gelecekteki gereksinimleri gözönünde tutularak yeterli büyüklükte ve nitelikte sosyal donatı ve teknik altyapı alanlarının plan kararları ile belirleneceği" hükmüne yer verilmiştir. İstanbul İmar Yönetmeliği'nin "Yapılarla İlgili Hükümler" başlıklı Altıncı Bölümünün "Parsellerde Yapılanma Şartları" 'Asgari Bina ve Cephe Derinliği Şartları' başlıklı 6.01 maddesinde, "Ayrıca durumu yukarıdaki fıkra hükümlerine uymadığı halde ölçüleri bu yönetmelikte belirtilen miktarlardan az olmakla beraber, üzerinde civarın karakterine ve bölgenin şartlarına göre yapılabilecek binanın gerektiği ölçüler oluşabilen arsalarda 8.01 maddesindeki piyes ölçülerini sağlamak koşulu ile bina cephesi bitişik nizamda (4.00) m. ayrık nizamda (6.00) m.den az olmamak kaydıyla parsel büyüklükleri ile ilgili hükümlere bağlı kalınmaksızın yapı yapılmasına da izin verilebilir. Bu uygulamalar sırasında birden fazla yoldan cephe alan parsellerde yapılacak binanın diğer yol cepheleri (4.00) m.nin altına düşürülemez, bina yüksekliği (9.50) m.’yi geçemez." kuralı yer almaktadır. Uyuşmazlıkta, Beyoğlu Kentsel Sit Alanı bütününde yeşil alan miktarının az olması nedeniyle yeşil alan miktarının çoğaltılması amacıyla ada içi park alanlarının öngörüldüğü anlaşılmakta olup, davacıya ait 27 sayılı parselin konumu ve komşu 19 sayılı parselde tescilli eski eser bulunması nedeniyle dava konusu imar planları ile park alanı olarak değerlendirildiği, bilirkişi raporunda da söz konusu park alanı kullanımının donatı alanlarını artırıcı nitelikte olduğunun belirtildiği görülmektedir. Dosyada bulunan imar planı paftaları ile bilgi ve belgelerin değerlendirilmesinden, bölgede bulunan sosyal donatı miktarının yetersizliği sonucu park alanına olan ihtiyaç ve alandaki yoğun tescilli eski eser varlığı göz önünde bulundurulduğunda, bilirkişi raporunda yer verilen "park alanının büyüklüğü itibariyle çok küçük bir alanı kapsadığı, çok sınırlı bir kesimin kullanımına olanak verecek nitelikte olduğu ve park ve yeşil alanların kentsel alt bölgeleri birbirinden ayıracak şekilde mümkün olduğunca başka yeşil alanlar ile veya diğer donatı alanları ile eklemlenecek (bütünleşecek) şekilde tasarlanması gerektiği" şeklindeki tespitlere katılmak mümkün olmamıştır. Bu durumda, 1/5000 ölçekli Beyoğlu Kentsel Sit Alanı Nazım İmar Planı ile 1/1000 ölçekli Beyoğlu Kentsel Sit Alanı Uygulama İmar Planı bütününde bulunan sosyal donatı ihtiyacı ile dava konusu 27 sayılı parselin konumu ve özelliği göz önüne bulundurularak, bölgedeki yeşil alan gereksiniminin karşılanması amacıyla getirildiği anlaşılan, donatı alanları miktarını artırıcı, yapı ve nüfus yoğunluğunu azaltıcı nitelikteki park alanı kullanımına yönelik dava konusu imar planı kararlarında şehircilik ilkelerine, planlama esasları ve kamu yararına aykırılık görülmediği sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, davalı idarelerin temyiz istemlerinin kabulüne, İstanbul 5. İdare Mahkemesi'nin 26/05/2015 günlü, E:2015/1003, K:2015/1230 sayılı ısrar kararının BOZULMASINA, dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine, kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 25/01/2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi.